Medya Malatya
HV
22 EYLÜL Salı 16:02

Okul Reddi Bir Aydan Uzun Sürerse Dikkat!

Çocukların okula başlarken yaşadığı uyum sorunlarının çoğu zaman doğal bir süreç olduğunu belirten uzmanlar, özellikle bir aydan uzun süren isteksizlik ve ayrılık kaygısının yakından takip edilmesi gerektiğini söylüyor. 

SAĞLIK
Okul Reddi Bir Aydan Uzun Sürerse Dikkat!

Çocukların okula başlarken yaşadığı uyum sorunlarının çoğu zaman doğal bir süreç olduğunu belirten uzmanlar, özellikle bir aydan uzun süren isteksizlik ve ayrılık kaygısının yakından takip edilmesi gerektiğini söylüyor. 

Okul reddinin yalnızca ayrılık anksiyetesinden kaynaklanmadığını vurgulayan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Şimdiye kadar hiçbir problem yaşamayan çocukta bir anda isteksizlik oluyorsa bu kırmızı bayraktır. Çocuğun okulda ne yaşadığını mutlaka düşünmek gerekir. Akran zorbalıklarından yanlış yaklaşmalara kadar her şey akla getirilmeli.” Ebeveynlerin mükemmeliyetçi, aşırı eleştirel veya aşırı korumacı tutumlarının çocukların kaygısını artırabileceğine işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Kilit, dengeli bir yaklaşımın önemine dikkat çekti.

Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, çocukların okula uyum süreci, okul reddinin nedenleri ve ebeveynlerin bu süreçte çocuklara nasıl yaklaşması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.

Okul, sorumluluk demek!

Tatil döneminde geç yatmaktan dolayı biyoritmin bozulabildiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Bir hafta, on beş gün öncesinden erken yatıp erken kalkmaya başlanmadığında okulun ilk bir haftası biraz zor geçer; çünkü o biyoritmin tekrar yakalanması gerekir.” dedi.

Tatil dönüşünde kimsenin tatilin bitmesine ve işe dönüşe sevinmediğini hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Okul da çocuklar için aynı şeydir. Tatil, eğlencenin söz konusu olduğu bir durum; iş ve okul ise sorumluluk gerektiren bir durumdur. Bu yüzden ilk etapta çocukların ‘okula dönmek istiyoruz, okula götürün’ şeklinde bir tepki vermelerini beklemiyoruz. ‘Tatil de güzeldi, yine mi başladı bu okul, yine mi döndük buralara?’ gibi söylenmelerini doğal karşılayabiliriz. Çünkü okul; işin açıkçası sorumluluk demek, sosyal ortam demek. İş ortamlarımızın küçültülmüş hâli.” şeklinde konuştu.

Okulun ilk bir ayında uyum problemi normal! 

Üç yaşından sonra bir çocuğun evde işi olmadığına işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Anne çalışsa da çalışmasa da üç yaşından sonra çocuklar yaşıtlarının yanına yakışır. Hem erken yaşta sorumluluk öğrenmesi hem sosyal ortamına girmesi, paylaşımları öğrenmesi açısından üç yaşından sonra kreşe giden çocukların ilkokulla birlikte daha kolay bir uyum sağladığı görülür.” dedi.

Okulun ilk bir ayında çocuklarda bir miktar uyum problemi yaşamalarının normal olduğunu kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kilit, şöyle devam etti:

“Uyku, derslere adapte olmak ya da okula gitme isteksizliği bakımlarından uyum problemleri söz konusu olabilir. Teşhisler okulun ilk bir ayı geçtikten sonra konulmaya çalışılır. Ancak çocukta çok yoğun bir okul reddi, çok yoğun bir şekilde anne babadan ayrılamama, evden çıkamama gibi bir durum söz konusuysa bunun üstünde durulması gerekir. Özellikle okulun bir ayı geçmesine rağmen hâlâ redler, ısrarlar devam ediyorsa; yani okulun tartışılabilecek bir konu olmadığını, mutlaka gitmemiz gereken bir sorumluluğumuz, bir sosyal ortamımız olduğunu, bunun bizim keyfimize kalmadığını bir şekilde kabullenmekte zorluk yaşıyorsa, bu kaygıdan, dürtüsellikten, sorumluluğu kabul etmek istememekten ötürü olabilir. O zaman mutlaka bir uzmana başvurulup bu durumun ortaya konması ve gerekli tedbirlerin alınması gerekir.”

Çocuk bir anda okula gitmek istemiyorsa dikkat edilmeli!

Okula ilk başlayan çocuklarda daha çok ayrılık anksiyetesinden ötürü okula gitmek istememe olduğunu dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Doğal ayrılık anksiyetesi süresi iki buçuk, üç yaşında ortadan kalkar; bu süreç bittikten sonra herkes yaşıtının yanına yakışır. Küçük çocuklarda bu anksiyete karın ağrısı veya baş ağrısı; somatizasyon, yani bedenselleştirme şeklinde görülür.” dedi. 

Ancak okul reddinin tek sebebinin ayrılık anksiyetesi olmadığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Davranış problemleri de okul reddi sebebi olabilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, disleksi gibi çocuğun algısında veya odaklanmasında problem yaratan durumlar; dürtü kontrol bozuklukları, karşıt olma ve karşıt gelme gibi bozukluklar; sosyal fobiye kadar varıncaya dek diğer kaygı bozuklukları okul reddi sebebi olabilir. Bu sebepler nedeniyle isteksizlik yaşayan çocuklarda genellikle problemli gidişler zaten olmuştur. Şimdiye kadar hiçbir problem yaşamayan çocukta bir anda isteksizlik oluyorsa bu kırmızı bayraktır. Çocuğun okulda ne yaşadığını mutlaka düşünmek gerekir. Akran zorbalıklarından yanlış yaklaşmalara kadar her şey akla getirilmeli. Ani tutum değişiklikleri göz ardı edilmemeli. Ruhsal, fiziksel her türlü travmanın araştırılması gerekir.” ifadelerini kullandı.

Mükemmeliyetçi ebeveyn tutumu çocuğu mutsuz eder!

Ebeveynlerin çocuklardaki okul kaygısını tetikleyen veya büyüten bilinçsiz davranışları olabildiğine vurgu yapan Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit, “Mükemmeliyetçilik her alanda mutsuzluk getirdiği gibi mükemmeliyetçi anne baba tutumu da çocuğu mutsuz eder. Çocuk başarısızlığı kabul edemez, hatta 100 üzerinden 98 puan alsa ağlayacak konuma gelebilir. Bu açıdan risklidir ve bu tarz tutumlardan uzak durulması gerekir.” dedi.

Çocukları kıyaslamanın, sürekli eleştirmenin de hiçbir faydası olmadığını sözlerine ekleyen Dr. Öğr. Üyesi Kilit, şöyle konuştu:

“Bu, çocuğun öz güvenini kırar. Çocuğun iyi özelliklerini ortaya çıkartarak, fazla tiyatral olmadan ama hep iyi özelliklerini destekleyici bir şekilde devam etmek önemlidir. Bu tavırlara rağmen çocukta ciddi bir sorumluluk alma konusunda problemler varsa; karşıt olma ve karşıt gelme gibi genel otorite problemi, söyleneni yapmamak gibi başka problemler bulunuyorsa bir uzmandan destek almak gerekir. Anne babanın ‘Sen elinden geleni yap, biz senin elinden gelene razıyız. Odaklanmayla ilgili bir sıkıntın varsa o konuda da yanında duracağız.’ şeklindeki tutumu en doğru tutum olur.”

Ne helikopter ebeveynlik ne de tamamen serbest bırakmak doğru!

Veli katılımı konusunda farklı yöntemler olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Kapıyı tamamen kapatmayı, ‘bir gün bile beklemeyin, ağlarsa ağlasın’ şeklindeki tavrı doğru bulmuyorum. Okulun ilk bir ayının günahı olmaz. En azından ilk ay anne yavaş yavaş uzaklaştırılabilir; önce kapının dışında, sonra bahçede bekler. Bir ay geçmiş, hâlâ bir çocuk annesine yapışıyorsa, o zaman çocuğun ekstra bir tedavi alması gerekiyordur, ayrılık anksiyetesi vardır ve bunun kabul edilmesi gerekir.” dedi.

İnsanın genel olarak denge üzerine yaratılmış bir canlı olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kilit, “Bir şeyin azı da fazlası da zarar verebilir. ‘Eti senin kemiği benim’ diye bir sistem olmayacağı gibi ‘öğretmen sesini bile yükseltemez’ diye de bir sistem olmaz. Öğretmen otorite kurarken birazcık ses yükselecektir, ‘orada travma oldu burada travma oldu’ diye bir şey yok. İnsan büyürken bir miktar travma da yaşaması gerekir; bizi şekillendiren budur. Bu yaşta okula gönderilmeyen çocuk ileride işe nasıl gönderilecek? 18 yaşından sonra kimseye gökten bir şey inmiyor. Sorumluluk duygusunu, paranın varlığını ve yokluğunu, vazgeçmeyi, sabretmeyi hep belirli yaşlarda öğrenmemiz lazım. Sonsuz hak diye bir şey yoktur; herkesin hakkı, başka birinin hakkının başladığı noktada biter. Orta bir bakış açısı gerekiyor; ne helikopter anne gibi her şeye müdahale etmek ne de tamamen serbest bırakmak doğrudur. Hiç kimse ebeveynlik kursu alarak anne baba olmuyor, ancak ebeveynlik terapisi ve danışmanlığı bu sebeple var.” açıklamasını yaptı.

Okula gitmek tartışılabilir bir konu değil, bir sorumluluk! 

Özellikle 3 yaşından itibaren çocuğun disipline hazır hâle geldiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Neriman Kilit sözlerini şöyle tamamladı:

“Yavaş yavaş, oyuna dönüştürerek çocuklar belirli disiplin altına alınır. Bu askerî disiplin değil. Topluluk hâlinde yaşayan bir tür olan insanın, başkalarının haklarına saygı ve kendi haklarını koruma yönünden bir disiplin altına alınması gerekir. Sözünü dinlemesi gereken, başında bir otorite olacağını ve tartışamayacağı sorumlulukları bulunacağını öğrenmesi gerekir. Okula gidip gitmemek tartışılabilecek bir konu değildir. Bu, sabah yumurta yemekle ekmek yemek arasındaki gibi bir şey değildir; o okula gidilecektir. Bugün bunun bir kesin sorumluluk olduğunu öğrenen, yarın iş hayatına da bu şekilde devam eder. Bazı şeyler tartışılabilir, bazı şeyler tartışılamaz; okula gitmek tartışılamaz, bu bir seçenek değildir.”

AdminAdmin

YORUMLAR