Medya Malatya
Medya Malatya

“Deniz” için sonuçlar

Başlık, özet ve etiketlerde arandı.

26 sonuç
SAĞLIK

Kalça Protezine Alternatif Arayışında Türk Doktorun Dünyada İlk Olan Araştırması

Ortopedi uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar'ın da aralarında bulunduğu araştırma ekibinin, kalça çıkığına bağlı kireçlenmenin ameliyatsız tedavisine yönelik bilimsel çalışması dikkat çekti. Uluslararası hakemli dergide yayımlanan araştırmada, proloterapi enjeksiyonlarının ağrıyı azaltma ve kalça fonksiyonlarını iyileştirme açısından olumlu sonuçlar verdiği ortaya konuldu.   Kalça protezi ameliyatına alternatif olabilecek cerrahi dışı tedavi yöntemlerine yönelik bilimsel çalışmalar sürerken, Türk bilim insanlarının gerçekleştirdiği araştırma uluslararası tıp literatürüne önemli bir katkı sağladı. Ortopedi uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar, Deniz Gül ve Aydan Orsçelik tarafından yürütülen çalışmada, gelişimsel kalça displazisine bağlı kireçlenme yaşayan hastalarda proloterapi enjeksiyonlarının etkileri incelendi. 2020 yılında uluslararası hakemli Medical Science Monitor dergisinde yayımlanan araştırma, söz konusu hasta grubunda enjeksiyon tedavisinin etkilerini değerlendiren ilk çalışma olarak bilimsel literatürde yer aldı.   Dünyada İlk Kez Enjeksiyon Tedavisinin Etkileri Araştırıldı   Kalça gelişimsel displazisi, kalça ekleminin yapısal gelişimindeki bozukluk nedeniyle zaman içerisinde ağrıya, hareket kısıtlılığına ve eklem kireçlenmesine yol açabiliyor. İleri evre hastalarda total kalça protezi ameliyatı önemli bir tedavi seçeneği olarak uygulanıyor. Türk araştırmacıların gerçekleştirdiği çalışmada ise ameliyatsız tedavi yöntemlerinden proloterapinin bu hastalardaki etkinliği değerlendirildi. Araştırmacılar, çalışmanın yayımlandığı dönemde gelişimsel kalça displazisine bağlı kireçlenmede herhangi bir enjeksiyon yönteminin etkilerini inceleyen ilk araştırma olduğunu belirtti.   41 Hastanın 46 Kalçası İncelendi   Bilimsel araştırma kapsamında 41 hastanın toplam 46 kalçası değerlendirildi. Hastaların bir bölümüne proloterapi enjeksiyonu uygulanırken diğer gruba kontrollü ve aşamalı egzersiz programı verildi. Hastaların tedavi öncesi ve sonrasındaki ağrı düzeyleri ile kalça eklem fonksiyonları farklı dönemlerde ölçüldü. Elde edilen sonuçlara göre, proloterapi uygulanan hastalarda özellikle altıncı ve on ikinci aylarda ağrı kontrolü ve fonksiyonel iyileşme açısından egzersiz grubuna kıyasla istatistiksel olarak daha olumlu sonuçlar kaydedildi. Araştırmada, proloterapi grubunun ağrı skorlarında bir yıllık takip sonunda belirgin düşüş yaşandığı, kalça fonksiyonlarını değerlendiren ölçümlerde ise iyileşme sağlandığı belirlendi.   Kalça protezi ameliyatını geciktirebilir mi?   Araştırmanın dikkat çeken yönlerinden biri de proloterapi uygulamasının uygun hastalarda cerrahi müdahaleye kadar geçen süre üzerinde etkili olabileceğine ilişkin bulgular oldu. Kalça protezi ameliyatı, ileri düzey eklem kireçlenmelerinde ağrının azaltılması ve hareket kabiliyetinin yeniden kazandırılması açısından etkili tedavi yöntemleri arasında bulunuyor. Bununla birlikte ameliyatın kapsamı, iyileşme süreci ve hastaların bireysel özellikleri nedeniyle cerrahi dışı yaklaşımlar da bilimsel olarak araştırılıyor. Doç. Dr. Akpancar ve çalışma arkadaşlarının elde ettiği veriler, proloterapinin belirli hasta gruplarında ağrıların hafifletilmesi ve günlük yaşam aktivitelerinin iyileştirilmesine katkı sağlayabileceğini gösterdi. Ancak araştırma, yöntemin kalça protezi ameliyatının yerini aldığını veya ameliyat ihtiyacını kesin olarak ortadan kaldırdığını ortaya koymuyor. Cerrahinin ne ölçüde ertelenebileceğinin belirlenmesi için daha geniş hasta gruplarını kapsayan uzun süreli araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.   Ameliyatsız Tedavi Yöntemlerine Bilimsel Katkı   Proloterapi, belirli solüsyonların eklem ve çevresindeki dokulara enjeksiyon yoluyla uygulanmasına dayanan bir tedavi yaklaşımı olarak biliniyor. Ortopedide cerrahi dışı yöntemlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar kapsamında proloterapinin yanı sıra PRP, kolajen temelli uygulamalar ve hücresel tedaviler de araştırılıyor. Bununla birlikte bu yöntemlerin her birinin etkinliği ve güvenliği farklı klinik araştırmalarla değerlendirilirken, hastanın yaşı, eklemdeki hasarın derecesi ve hastalığın ilerleme düzeyi tedavi planlamasında belirleyici oluyor.   Türk Ortopedisinden Uluslararası Literatüre Katkı   Doç. Dr. Serkan Akpancar'ın da yer aldığı araştırma ekibinin çalışması, kalça çıkığına bağlı kireçlenmede ameliyatsız tedavi seçeneklerinin bilimsel temelde değerlendirilmesi açısından öncü araştırmalar arasında gösteriliyor. Çalışmanın sonuçları, proloterapi enjeksiyonlarının belirli hastalarda ağrı ve fonksiyon kaybının azaltılmasına katkı sağlayabileceğine işaret ederken, yöntemin uzun dönem etkilerinin daha kapsamlı klinik araştırmalarla ortaya konulması gerektiğini de vurguluyor. Türk bilim insanlarının uluslararası bilimsel literatüre kazandırdığı araştırma, kalça protezi öncesinde uygulanabilecek cerrahi dışı tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara katkı sunuyor.    

5 gün önce 50
SAĞLIK

Kalp damarlarınızın yaşlandığını gösteren 5 kritik belirti

Kalp ve damar hastalıkları yalnızca ileri yaşlarda değil, genç yaşlarda da ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kontrolsüz tansiyon, yüksek kolesterol, sigara ve hareketsiz yaşamın damarların biyolojik yaşını artırabildiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ekmekçi, özellikle efor sırasında nefes darlığı, göğüs sıkışması ve ani halsizlik gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.   Kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde kişinin yaşı kadar yaşam tarzı ve risk faktörleri de belirleyici oluyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Ekmekçi, damar sertliğinin yıllar içerisinde oluşan hasarın sonucu olduğunu belirterek, genç yaşlarda da kalp krizi riskinin ortaya çıkabileceği konusunda uyardı.   35 yaşındaki kişinin damarları 60 yaşında olabilir Kalbin biyolojik yaşının kimlikte yazan yaştan farklı olabileceğini belirten Prof. Dr. Ekmekçi, damarların zaman içerisinde maruz kaldığı hasarın kalp sağlığını doğrudan etkilediğini ifade etti. Damar sertliğinin bir anda ortaya çıkmadığını kaydeden Ekmekçi, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyon, LDL kolesterol, insülin direnci ve sigara kullanımının damarların erken yaşlanmasına neden olabileceğini belirtti. Ekmekçi, bu risk faktörlerine uzun süre maruz kalan 35 yaşındaki bir kişinin damar sertliğinin, 60 yaşındaki bir kişinin seviyesine ulaşabileceğine dikkat çekti.   Kalp damarları daralırken ortaya çıkan 5 belirti Kalp krizinin her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla başlamadığını vurgulayan Ekmekçi, damar daralmasının bazı erken belirtilerle kendisini gösterebileceğini söyledi. Dikkat edilmesi gereken 5 belirtiyi sıralayan Ekmekçi, şu bilgileri paylaştı: Daha önce rahatlıkla çıkılan merdivenlerde nefes darlığı yaşanması veya efor sırasında göğüste sıkışma hissedilmesi. Çeneye, boyna, sol kola veya mide bölgesine yayılan, dinlenmeyle hafifleyen baskı hissi. Aniden ortaya çıkan ve açıklanamayan aşırı halsizlik. Belirgin bir neden olmadan gelişen soğuk terleme. Özellikle diyabet hastalarında göğüs ağrısı olmadan nefes darlığı veya bulantıyla kendisini gösterebilen kalp krizi belirtileri. Bu şikâyetlerin farklı sağlık sorunlarından da kaynaklanabileceğini belirten Ekmekçi, özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.   Yüksek tansiyon ve hareketsizlik kalbi yoruyor Yüksek tansiyonun kalbin iş yükünü artırdığını belirten Ekmekçi, uzun süre kontrol altında tutulmayan tansiyonun kalp kasında kalınlaşmaya ve zamanla kalp yetmezliğine neden olabileceğini ifade etti. Hareketsiz yaşamın da damar sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çeken Ekmekçi, düzenli fiziksel aktivitenin önemini vurguladı. Günlük 7-8 bin adım atmanın veya haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş yapmanın kalp ve damar sağlığının korunmasına önemli katkı sağlayabileceğini belirtti.   Elektronik sigara ve enerji içeceklerine dikkat Genç yaşlarda görülen kalp hastalıklarına da değinen Ekmekçi, işlenmiş gıda tüketimi, hareketsizlik, genetik yatkınlık ve nikotin kullanımının önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu söyledi. Özellikle elektronik sigara kullanımının damar sağlığı açısından tehlike oluşturduğunu belirten Ekmekçi, enerji içeceklerinin de kalp ritmi ve kan basıncı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini kaydetti. Enerji içeceklerinde bulunan yüksek miktardaki kafein ve diğer uyarıcı maddelerin kalp hızını artırabileceğini ifade eden Ekmekçi, özellikle ritim bozukluğu bulunan kişilerde ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.   Kronik stres kalp krizi riskini artırabiliyor Uzun süreli stresin yalnızca psikolojik değil, fiziksel sonuçlarının da bulunduğunu belirten Ekmekçi, stres hormonlarının kalp hızını ve tansiyonu artırabildiğini söyledi. Kronik stresin damarların iç yüzeyini olumsuz etkileyebileceğini ve pıhtılaşma eğilimini artırabileceğini ifade eden Ekmekçi, yoğun üzüntü veya travma sonrasında ortaya çıkabilen, halk arasında “kırık kalp sendromu” olarak bilinen Takotsubo kardiyomiyopatisine de dikkat çekti.   Şikâyet olmasa da kalp kontrolleri ihmal edilmemeli Damar sertliğinin uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Ekmekçi, kişilerin tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerini takip etmesinin önemini vurguladı. Risk durumuna göre açlık kan şekeri, HbA1c ve lipit profili gibi testlerin yapılabileceğini belirten Ekmekçi, genetik risklerin değerlendirilmesinde Lipoprotein(a) ve gerekli görülen hastalarda ApoB ölçümlerinden de yararlanılabileceğini ifade etti. Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunan kişilerde ise hekim değerlendirmesi doğrultusunda ileri tetkiklere ihtiyaç duyulabileceğini kaydetti.   Kalp hastalarının yaptığı iki büyük hata Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde yapılan hatalara da değinen Ekmekçi, tansiyon veya kolesterol değerleri normale döndüğünde ilaçların doktor önerisi olmadan bırakılmasının ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Bir diğer önemli hatanın ise göğüs baskısı, nefes darlığı ve kola yayılan ağrı gibi belirtilerin geçmesini beklemek olduğunu belirten Ekmekçi, kalp krizinde erken müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Ekmekçi, kalp krizi şüphesi durumunda zaman kaybedilmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini ifade etti.   Kalp sağlığını korumak genç yaşta başlıyor Kalp ve damar hastalıklarından korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıklarının belirleyici olduğunu kaydeden Ekmekçi, Akdeniz tipi beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve sigaradan uzak durmanın önemine dikkat çekti. Tansiyon, kan şekeri, LDL kolesterol ve bel çevresi gibi sağlık göstergelerinin bilinmesi gerektiğini belirten Ekmekçi, damar tıkanıklığının çoğu zaman yıllar içerisinde geliştiğini ifade etti. Ekmekçi, modern kardiyolojide temel hedefin yalnızca tıkanan damarları tedavi etmek değil, risk faktörlerini erken dönemde kontrol altına alarak damar tıkanıklığını önlemek olduğunu vurguladı.

6 gün önce 48
SAĞLIK

Beyin Sisine Karşı 6 Etkili Önlem

Son yıllarda giderek daha fazla gündeme gelen ve unutkanlık, dikkat dağınıklığı, odaklanma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösteren “beyin sisi”, günlük yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, özellikle sonbahar aylarında artabilen şikayetlere karşı alınabilecek 6 etkili önlemi sıraladı.   Yoğun iş temposu, stres, düzensiz uyku ve hareketsiz yaşam tarzı, zihinsel performansı olumsuz etkileyebiliyor. Son yıllarda özellikle Covid-19 gibi enfeksiyonların ardından daha fazla gündeme gelen beyin sisi, düşünceleri toparlamada güçlük, dikkat eksikliği, unutkanlık ve yeni bilgileri işlemekte zorlanma gibi şikayetlerle ortaya çıkabiliyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, beyin sisinin tek başına bir hastalık olmadığını, farklı nedenlere bağlı gelişebilen belirtiler bütünü olduğunu belirtti. Hastaların sıklıkla kelime bulmakta zorlanma, okuduklarını anlamak için aynı metni tekrar tekrar okuma ve günlük işlerini eskisine göre daha yavaş yapma gibi yakınmalarla başvurduğunu ifade eden Tavşanlı, yaşam alışkanlıklarında yapılacak bazı değişikliklerin şikayetlerin azaltılmasına yardımcı olabileceğini söyledi.   Sonbaharda Şikayetler Artabiliyor Günlerin kısalması, gün ışığından daha az yararlanılması, fiziksel aktivitenin azalması ve uyku düzenindeki değişiklikler, sonbahar aylarında beyin sisi şikayetlerini artırabiliyor. Doç. Dr. Tavşanlı, zihinsel performansı korumak ve beyin sisi belirtilerini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek 6 önemli öneride bulundu.   1. Uyku Düzeninizi Koruyun Uyku süresi ve uyku ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini belirten Tavşanlı, düzenli uyku saatlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Horlama, uykuda nefes durması ve gün içerisinde aşırı uyku hali gibi belirtilerin ise uyku bozukluklarına işaret edebileceğini belirterek, bu tür şikayetlerde uzman değerlendirmesinin önemine dikkat çekti.   2. Sağlıklı ve Dengeli Beslenin Beyin sağlığının korunmasında Akdeniz tipi beslenmenin önemli olduğunu ifade eden Tavşanlı, sebze, meyve, tam tahıllar, balık, kuruyemiş ve zeytinyağı gibi besinlerin tüketilmesini önerdi. Aşırı şeker tüketimi ve düzensiz öğünlerin ise beyin sağlığını olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.   3. Haftada En Az 150 Dakika Hareket Edin Düzenli fiziksel aktivitenin yalnızca kalp ve kas sağlığı açısından değil, beyin fonksiyonlarının korunması bakımından da önemli olduğunu belirten Tavşanlı, haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılmasını önerdi. Tempolu yürüyüş gibi günlük hayata kolaylıkla dahil edilebilecek aktivitelerin zihinsel sağlığa katkı sağlayabileceğini söyledi.   4. Stresle Başa Çıkmayı Öğrenin Uzun süreli stresin bilişsel işlevleri olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Tavşanlı, hobi edinmenin, çalışma sırasında kısa molalar vermenin ve nefes egzersizleri yapmanın stres yönetiminde faydalı olabileceğini belirtti. Kişinin kendisini sürekli tükenmiş hissetmesi ve uyguladığı yöntemlerden sonuç alamaması durumunda ise profesyonel destek alması gerektiğini vurguladı.   5. Gün Işığından Daha Fazla Yararlanın Doğal gün ışığının biyolojik saatin düzenlenmesinde önemli rol oynadığını belirten Tavşanlı, özellikle sonbahar ve kış aylarında sabah saatlerinde açık havada zaman geçirilmesini önerdi. Gün içerisinde uzun süre kapalı ortamlarda kalmamanın uyku ve uyanıklık döngüsünün korunmasına yardımcı olabileceğini ifade etti. 6. Zihninizi Aktif Tutun Kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek, farklı hobiler edinmek ve yeni beceriler kazanmak gibi faaliyetlerin bilişsel işlevleri desteklediğini belirten Tavşanlı, sosyal ilişkilerin sürdürülmesinin de zihinsel ve duygusal sağlık açısından önemli olduğunu söyledi. Bu tür aktivitelerin beynin sağlıklı yaşlanma sürecine de olumlu katkılar sağlayabileceğini kaydetti.   Beyin Sisi Başka Hastalıkların Belirtisi Olabilir   Beyin sisi şikayetlerinin her zaman stres veya yoğun yaşam temposundan kaynaklanmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, bazı sağlık sorunlarının da benzer belirtilerle ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Tavşanlı, “Örneğin; kansızlık, tiroit hastalıkları, vitamin eksiklikleri, depresyon, uyku bozuklukları ve bazı ilaçların yan etkileri de benzer belirtilere neden olabilir. Bu sebeple beyin sisi yakınmaları ile başvuran hastalarda bu tabloların da araştırılması önemlidir” dedi.   Uzmanlar, özellikle uzun süre devam eden, giderek artan veya günlük yaşamı olumsuz etkileyen unutkanlık ve dikkat sorunlarında tıbbi değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekiyor.

22.10.2026 98
SAĞLIK

Uzmanından İyot Eksikliği Uyarısı: Yorgunluk ve Halsizliğe Dikkat

Günlük yaşamda sık karşılaşılan yorgunluk, halsizlik, üşüme ve kilo değişikliklerinin tiroit fonksiyonlarıyla ilişkili olabileceğini belirten Endokrinoloji Uzmanı Dr. Nubar Rasulova, iyot eksikliğinin yetişkinlerde de önemli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.   21 Ekim Küresel İyot Eksikliği Bozukluklarını Önleme Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Erdem Hastanesi Çakmak Şubesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Nubar Rasulova, iyot eksikliğinin yalnızca çocukları değil, yetişkinleri de etkileyebildiğini söyledi. Tiroit hormonlarının üretiminde önemli rol oynayan iyodun, metabolizmanın düzenli çalışması açısından gerekli olduğunu belirten Rasulova, yetersiz iyot alımının guatr ve hipotiroidi gibi sağlık sorunlarına neden olabileceğine dikkat çekti.   Yorgunluk ve Üşüme Belirtilerine Dikkat İyot eksikliğinin yetişkinlerde zaman zaman fark edilmediğini ifade eden Uzm. Dr. Rasulova, “İyot eksikliği yalnızca çocukluk döneminde görülen bir sorun değil; yetişkinlerde de yetersiz iyot alımı gözden kaçabiliyor. Yorgunluk, üşüme, kilo değişiklikleri ve halsizlik gibi belirtiler tiroit fonksiyonlarındaki değişimlerle ilişkili olabilir. Ancak bu belirtiler tek başına iyot eksikliğini göstermez. Bu nedenle gerekli durumlarda hekim değerlendirmesi yapılması önem taşıyor” dedi.   Gebelik Döneminde Risk Daha Büyük Özellikle gebelik döneminde iyot ihtiyacının önem kazandığını vurgulayan Rasulova, ciddi iyot eksikliğinin anne karnındaki bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Gebeler, emziren kadınlar ve iyot bakımından zengin besinleri yeterince tüketmeyen kişilerin risk grubunda yer alabileceğini kaydeden Rasulova, dengeli beslenmenin önemine işaret etti.   Bilinçsiz İyot Takviyesi Tiroit Sağlığını Etkileyebilir   İyot eksikliğinin yanı sıra kontrolsüz takviye kullanımının da sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Rasulova, “Yeterli iyot alımı için iyotlu tuzun tercih edilmesi; balık ve diğer deniz ürünleri, süt ürünleri ve yumurta gibi besinlerin dengeli beslenme düzeninde yer alması önem taşıyor. Ancak iyotlu tuz kullanmak, günlük tuz tüketimini artırmak gerektiği anlamına gelmiyor. Ayrıca iyot takviyelerinin bilinçsiz kullanımı da tiroit sağlığını olumsuz etkileyebiliyor” ifadelerini kullandı. İyot eksikliğinin önlenmesinde sağlıklı ve dengeli beslenmenin temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Rasulova, şüpheli belirtiler yaşayan kişilerin kendi kendilerine takviye kullanmak yerine uzman hekime başvurmaları gerektiğini belirtti.

20.10.2026 56
EĞİTİM

Battalgazi’de 450 Öğrenciye Ücretsiz Eğitim Desteği

Battalgazi ilçesinde belediye bünyesinde faaliyet gösteren Eski Malatya Eğitim Merkezi, 450 öğrenciye ücretsiz eğitim imkânı sunuyor. Ortaokul, lise ve mezun gruplarına yönelik merkezde ders desteğinin yanı sıra LGS ve YKS hazırlık programları, deneme sınavları ve birebir soru çözümü çalışmaları gerçekleştiriliyor.   Battalgazi Belediyesi, eğitim alanındaki sosyal belediyecilik çalışmalarını sürdürüyor. Eski Malatya Meydan Çarşısı’nda geçtiğimiz yıl hizmete açılan Eski Malatya Eğitim Merkezi, yeni eğitim öğretim döneminde 450 öğrenciye ücretsiz eğitim desteği sağlıyor. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren merkezde, 5’inci sınıftan 12’nci sınıfa kadar öğrencilerin yanı sıra mezun gruplarına yönelik eğitim programları düzenleniyor. Öğrencilerin akademik başarılarının artırılması ve sınavlara daha iyi hazırlanması hedefleniyor.   LGS ve YKS'ye Ücretsiz Hazırlık   Eğitim merkezinde, öğrencilerin seviyelerine göre oluşturulan gruplarda dersler 08.00 ile 18.00 saatleri arasında gerçekleştiriliyor. Ortaokul öğrencilerine okul derslerinin yanı sıra Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezî sınava hazırlık desteği verilirken lise ve mezun gruplarına yönelik Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) hazırlık programları uygulanıyor. Mezun öğrenciler için sayısal ve eşit ağırlık alanlarında eğitim verilirken Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamındaki müfredat değişiklikleri de ders programlarında dikkate alınıyor.   Öğrencilerin Gelişimi Yakından Takip Ediliyor   Merkezde yürütülen eğitim faaliyetleri, aylık deneme sınavları, birebir ders desteği ve soru çözümü çalışmalarıyla destekleniyor. Öğrencilerin eksik kaldıkları konular belirlenerek öğretmenler eşliğinde tekrar çalışmaları gerçekleştiriliyor. Öğrencilerin yalnızca akademik gelişimleri değil, derslere katılım ve devam durumları da takip ediliyor. Teknolojik takip sistemi aracılığıyla giriş, çıkış ve devamsızlık bilgileri velilere iletilirken ailelerle yapılan görüşmelerde öğrencilerin eğitim süreçleri değerlendiriliyor.   “Öğretmenlerimiz Her Konuda Yardımcı Oluyor”   Eğitim merkezinden yararlanan 11’inci sınıf öğrencisi Muhammed Emin Cici, ücretsiz kurs sayesinde derslerinde ilerleme kaydettiğini söyledi. Özellikle yeni müfredatta anlamakta zorlandığı konuları öğretmenlerinin desteğiyle daha iyi kavradığını belirten Cici, “Burada öğretmenlerimiz sayesinde hem güzel vakit geçiriyoruz hem de kendimizi geliştirme imkânı buluyoruz. Belediyemizin bu eğitimleri ücretsiz sunması bizim için büyük bir fırsat. Tek başıma ders çalışırken konuları tam olarak kavrayamıyordum. Burada öğretmenlerimiz her konuda yardımcı oluyor. Yazılı haftalarında sınav öncesi provalar yapılıyor, düzenli deneme sınavlarına giriyoruz. Bu imkânları sunan belediyemize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.   “Aileme Yük Olmadan Sınava Hazırlanıyorum”   Hasırcılar Ortaokulu 8’inci sınıf öğrencisi Nur Evşen Deniz ise ücretsiz eğitim desteğinin aile bütçesine katkı sağladığını belirterek, merkezde aldığı eğitim sayesinde sınav başarısının yükseldiğini ifade etti. Deniz, “Aileme yük olmamak için ücretsiz bir kursa geldim. Burada ihtiyacımız olan konular işleniyor. Anlamadığımız konuları öğretmenlerimize soruyor, çözemediğimiz testleri getiriyoruz. Deneme sınavlarına katıldık ve daha yüksek puanlar almaya başladım. Geçen seneye göre derslerimde ilerleme kaydettim. Sınavda da yüksek puan almak istiyorum” diye konuştu.   Eğitim Desteği Aile Bütçesine de Katkı Sağlıyor   Battalgazi Belediyesinin ücretsiz eğitim hizmetiyle öğrencilerin akademik gelişimlerinin desteklenmesinin yanı sıra ailelerin eğitim giderlerinin hafifletilmesi de amaçlanıyor. Eski Malatya Eğitim Merkezi'nde sürdürülen çalışmalarla öğrencilerin okul derslerindeki eksikliklerinin giderilmesi, sınavlara hazırlık süreçlerinin güçlendirilmesi ve eğitimde fırsat eşitliğine katkı sağlanması hedefleniyor.    

19.10.2026 72
SAĞLIK

Malatya’da 2. Gastroentero-Hepatoloji Günleri Düzenlendi

Malatya’da bu yıl ikincisi düzenlenen Gastroentero-Hepatoloji Günleri, gerçekleştirildi. Sempozyumda sindirim sistemi ve karaciğer hastalıklarının tanı ve tedavisindeki güncel gelişmeler ele alınırken, genç hekimlerle bilgi ve deneyim paylaşımı yapıldı. Malatya’da bu yıl ikincisi düzenlenen Gastroentero-Hepatoloji Günleri, farklı branşlardan hekimleri bir araya getirdi. Mövenpick Hotel’de gerçekleştirilen ve yaklaşık 85 hekimin katıldığı bilimsel toplantıda, gastrointestinal sistem hastalıkları, karaciğer rahatsızlıkları ve inflamatuar bağırsak hastalıklarının tanı ve tedavisindeki güncel gelişmeler ele alındı. Toplantıda açıklamalarda bulunan İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yüksel Seçkin, organizasyonun temel amacının bilimsel gelişmeleri değerlendirmek ve deneyimleri genç hekimlere aktarmak olduğunu söyledi.   “Bilgi ve deneyimlerimizi genç hekimlere aktarıyoruz”   Bu yıl ikincisini gerçekleştirdikleri toplantının önemli bir bilimsel paylaşım ortamı oluşturduğunu belirten Seçkin, “Bu toplantıda amacımız hem bölgemizde hem de Türkiye’de sık görülen gastrointestinal sistem hastalıklarını, karaciğer hastalıklarını ve inflamatuar bağırsak hastalıklarını güncel gelişmeler ışığında tartışmak. Aynı zamanda genç hekimlerimize bilgi birikimimizi ve deneyimlerimizi aktarmayı planlıyoruz” dedi. Toplantıya farklı uzmanlık alanlarından hekimlerin katıldığını ifade eden Seçkin, cerrahi branşlar, çocuk gastroenterolojisi ve aile hekimliği alanlarından katılımcılarla güncel bilgileri paylaşmayı hedeflediklerini söyledi. Malatya’nın yanı sıra Ankara ve Mersin’den de katılım sağlandığını aktaran Seçkin, Kırgızistan’dan bir hekimin de yer aldığı organizasyona yaklaşık 85 kişinin katıldığını belirtti.   “Türkiye’nin her yerinden ve yurt dışından hastalar geliyor”   İnönü Üniversitesi Gastroenteroloji Kliniğinin Türkiye genelinde tanınan ve ileri düzey girişimsel işlemlerin gerçekleştirildiği önemli bir merkez olduğunu ifade eden Seçkin, özellikle karaciğer hastalıklarının tedavisinde yoğun bir hasta başvurusu aldıklarını söyledi. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinin karaciğer nakli alanındaki başarısına dikkat çeken Seçkin, “Biz gastroenteroloji olarak karaciğerin tüm hastalıklarıyla ilgileniyoruz. Nakil olması gereken hastalar öncelikle bizlere geliyor. Özellikle dekompanse siroz dediğimiz, genel durumları bozulmuş ve artık karaciğer nakli dışında tedavi seçeneği kalmamış hastaları değerlendiriyoruz. Bunun yanında akut karaciğer yetmezliği gelişen, hızlı ilerleyen ve bilinç kaybına kadar gidebilen hastalar da kliniğimize başvuruyor” ifadelerini kullandı. Hasta başvurularının yalnızca Malatya ve çevre illerle sınırlı olmadığını vurgulayan Seçkin, şöyle devam etti: “Artık Marmara, Akdeniz, Karadeniz bölgelerinden, Türkiye’nin hemen her yerinden ve hatta yurt dışından hastalar geliyor. Bu hastalarımızı yatırarak değerlendiriyoruz. Öncelikle medikal tedavileri uyguluyoruz. Tedavinin yeterli olmadığı durumlarda ise süreç karaciğer nakline kadar ilerleyebiliyor.”   Dört ayrı poliklinikte hastalara hizmet veriliyor   Gastroenteroloji Kliniğinin yalnızca karaciğer hastalıklarıyla sınırlı kalmadığını belirten Seçkin, iltihabi bağırsak hastalıkları ve ileri endoskopik işlemlerde de deneyimli bir merkez olduklarını söyledi. Klinikte dört ayrı poliklinikle hizmet verdiklerini kaydeden Seçkin, “İnflamatuar bağırsak hastalıkları, transplantasyon, hepatoloji ve gastroenteroloji olmak üzere dört polikliniğimiz bulunuyor. Bu birimlerde çok sayıda hastamıza hizmet veriyoruz. Yurt dışından da kliniğimize önemli sayıda hasta başvurusu oluyor” dedi.   Midedeki bazı lezyonlar ameliyatsız çıkarılıyor   Klinikte ileri endoskopik tedavi yöntemlerinin uygulandığını ifade eden Seçkin, özellikle bazı mide lezyonlarının cerrahi müdahaleye gerek kalmadan endoskopik yöntemlerle çıkarılabildiğini belirtti. Seçkin, “EMR dediğimiz yöntemle midede gelişen bazı kanseröz lezyonları ameliyat olmadan endoskopik işlemlerle çıkarabiliyoruz. Yutma güçlüğü yaşayan hastalara yönelik girişimsel işlemler de gerçekleştiriyoruz. Ayrıca ERCP ve diğer ileri endoskopik yöntemlerle pankreas ve safra yollarına ilişkin hastalıkların tanı ve tedavisini yapıyoruz” diye konuştu. Karaciğer nakli sonrasında ortaya çıkabilen safra yolu hastalıklarının tedavisinin de kliniğin deneyimli olduğu alanlardan biri olduğunu vurgulayan Seçkin, bu alanda önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getirdi.   “Malatya’ya ve Türkiye’nin dört bir yanına hizmet ediyoruz” Kliniklerinin tıbbi cihaz ve teknik altyapı bakımından ileri düzeyde olduğunu ifade eden Seçkin, sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmak için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Seçkin, “Donanım ve tıbbi cihazlar açısından oldukça güçlü bir kliniğimiz var. Kendimizi sürekli geliştirmek için çalışıyoruz. Amacımız hem Malatya’ya hem bölgemize hem de Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmak” ifadelerini kullandı.

17.10.2026 101
KÜLTÜR-TURİZM

Gece Müzeciliğinde Rekor: Ziyaretçi Sayısı 1,3 Milyonu Aştı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, gece müzeciliği uygulamasında ziyaretçi sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak 1 milyon 326 bin 590'a ulaştığını açıkladı. En fazla ziyaretçi ağırlayan yer 501 bin 811 kişiyle Efes Ören Yeri oldu.   Kültür ve Turizm Bakanlığının tarihi ve kültürel mirası daha geniş kitlelerle buluşturmak amacıyla hayata geçirdiği gece müzeciliği uygulamasında ziyaretçi rekoru kırıldı. Türkiye genelinde gece ziyaretine açılan müze ve ören yerleri, 2026 yılında 1 milyon 326 bin 590 kişiyi ağırladı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, geçen yılın aynı döneminde 1 milyon 8 bin 80 olan ziyaretçi sayısının yüzde 32 arttığını bildirdi.   “Kültürel Mirasımızı Daha Geniş Kitlelerle Buluşturacağız”   Gece müzeciliğine gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Bakan Ersoy, uygulamanın tarihi ve kültürel değerlerin tanıtımına önemli katkı sağladığını belirtti. Ersoy, “Gece müzeciliğinde 1 milyon 326 bin ziyaretçiyi geride bıraktık. Tarihimizin ve kültürel mirasımızın eşsiz güzelliklerini gecenin büyüleyici atmosferinde ziyaretçilerimizle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu ilgi bizleri hem mutlu ediyor hem de yeni çalışmalar için motive ediyor. Kültürel mirasımızı daha geniş kitlelerle buluşturmak, müze ve ören yerlerimizi yaşayan mekânlara dönüştürmek için aynı heyecan ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.   En Çok Ziyaret Edilen Yer Efes Oldu   Gece müzeciliği uygulamasında İzmir'deki Efes Ören Yeri, 501 bin 811 ziyaretçiyle ilk sırada yer aldı. Geçen yıl 368 bin 731 kişinin ziyaret ettiği Efes'te yüzde 36 artış kaydedildi. İstanbul'un simge yapılarından Galata Kulesi 277 bin 557 ziyaretçiyle ikinci, Denizli'deki Hierapolis (Pamukkale) Ören Yeri ise 190 bin 910 ziyaretçiyle üçüncü sırada yer aldı. En fazla ziyaretçi ağırlayan diğer yerler ise 62 bin 71 kişiyle Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, 60 bin 884 kişiyle Didim Ören Yeri ve 50 bin 53 kişiyle Marmaris Müzesi oldu.   Bazı Müzelerde Ziyaretçi Sayısı İkiye Katlandı   Gece müzeciliği kapsamında bazı müze ve ören yerlerinde ziyaretçi sayıları geçen yıla göre önemli ölçüde arttı. İstanbul Arkeoloji Müzelerinde ziyaretçi sayısı 8 bin 789'dan 24 bin 850'ye yükselerek yüzde 183 artış gösterdi. Aydın'daki Didim Ören Yeri'nde yüzde 119, Antalya'daki Patara Ören Yeri'nde yüzde 98 ve İzmir Efes Yamaçevler'de yüzde 82 artış kaydedildi.   22 Müze ve Ören Yerinde Uygulandı   Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen 2026 yılı gece müzeciliği uygulaması, 1 Haziran ile 1 Ekim tarihleri arasında Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bağlı 11 müze ve 11 ören yeri olmak üzere toplam 22 noktada gerçekleştirildi. Yoğun ziyaretçi talebi üzerine Efes ve Side ören yerlerinde uygulama 15 Ekim'e, Göreme Ören Yeri'nde ise 31 Ekim'e kadar uzatıldı. Galata Kulesi'nde gece müzeciliğinin yıl boyunca devam edeceği bildirildi.   Malatya'nın Kültür Turizmi Açısından da Önem Taşıyor   Türkiye genelinde gece müzeciliğine gösterilen yoğun ilgi, Malatya'nın kültür turizmi potansiyelini de gündeme getiriyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Arslantepe Höyüğü başta olmak üzere Malatya'nın tarihi ve kültürel değerleri, kentin turizm potansiyelinin önemli unsurları arasında bulunuyor. Gece müzeciliği uygulamasının farklı illerde ziyaretçi sayılarını artırması, Malatya'daki kültürel miras alanlarının turizme kazandırılmasına yönelik benzer uygulamaların değerlendirilmesi açısından da önem taşıyor. Ancak açıklanan 2026 yılı gece müzeciliği verilerinde Malatya'ya ilişkin ayrı bir ziyaretçi sayısı paylaşılmadı.  

17.10.2026 98
GENEL

MSB Subay Alımı Başvuruları Başladı: İşte Yaş, KPSS ve Mezuniyet Şartları

Millî Savunma Bakanlığı (MSB), 2026 yılı muvazzaf subay alımı için başvuru sürecini başlattı. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarında görev almak isteyen kadın ve erkek adaylar, 2 Kasım'a kadar başvuruda bulunabilecek. Alımlarda KPSS, yaş, mezuniyet ve fiziki yeterlilik şartları aranacak.   Millî Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) subay ihtiyacını karşılamak amacıyla 2026 yılı muvazzaf subay adayı temini başvuru kılavuzunu yayımladı. En az dört yıllık fakülte veya yüksekokul mezunlarının başvurabileceği alım süreci, 12 Ekim itibarıyla başladı. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarının farklı sınıf ve branşlarında gerçekleştirilecek alımlar için başvurular, 2 Kasım 2026 tarihinde saat 17.30'da sona erecek.   Başvurular 2 Kasım'a Kadar Sürecek   MSB tarafından yayımlanan 119 sayfalık başvuru kılavuzuna göre adaylar, işlemlerini personeltemin.msb.gov.tr adresinden e-Devlet şifreleriyle gerçekleştirecek. Başvurular yalnızca internet üzerinden kabul edilecek. Şahsen, posta veya dilekçeyle yapılan müracaatlar değerlendirmeye alınmayacak. Başvuru ücretinin 600 TL olarak belirlendiği alımda, adayların ödemelerini 2 Kasım saat 23.30'a kadar tamamlamaları gerekiyor. Ödemeler, VakıfBank'ın internet ve mobil bankacılık kanalları ile ATM'leri üzerinden yapılabilecek. Kılavuzda belirtilen şartları taşıyan şehit ve gazi eş ve çocukları ise gerekli belgeleri sunmaları halinde başvuru ücretinden muaf tutulacak.   Kimler Başvuru Yapabilecek?   Muvazzaf subay alımına başvuracak adayların Türk vatandaşı olması, en az dört yıllık fakülte veya yüksekokulların kılavuzda belirtilen bölümlerinden mezun olması gerekiyor. Yaş şartları ise eğitim durumuna ve başvurulacak branşa göre değişiyor. Lisans mezunları: 1 Ocak 1999 ve sonrasında doğanlar. Lisansüstü eğitimini tamamlayanlar: 1 Ocak 1994 ve sonrasında doğanlar. Lisans mezunu Kara Havacılık-Pilot ve İHA adayları ile Deniz Kuvvetleri İHA adayları: 1 Ocak 2001 ve sonrasında doğanlar. Lisansüstü mezunu Kara Havacılık-Pilot adayları: 1 Ocak 2001 ve sonrasında doğanlar. Lisansüstü mezunu İHA adayları: 1 Ocak 1999 ve sonrasında doğanlar. Veteriner hekimlik ve eczacılık fakültesi mezunları da kılavuzda belirtilen 32 yaş sınırı kapsamında değerlendirilecek.   KPSS'den En Az 70 Puan Şartı   Subay alımında adayların 2025 veya 2026 yıllarında gerçekleştirilen KPSS'den geçerli puana sahip olmaları gerekiyor. Piyade (Komando) sınıfına başvuracak adaylar için KPSS P3 puan türünden en az 60, diğer sınıf ve branşlar için ise en az 70 puan şartı aranıyor. Her iki yılın KPSS'sine katılan adayların yüksek olan puanı dikkate alınacak. 2024 yılı ve öncesine ait KPSS puanları kabul edilmeyecek. Pilot, insansız hava aracı ve bazı öğretmenlik branşlarında ise KPSS'nin yanı sıra yabancı dil puanı ve branşa özgü ek şartların karşılanması gerekecek.   Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerine Alım Yapılacak   Alımlar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu farklı meslek gruplarını kapsayacak. Kara Kuvvetleri Komutanlığında piyade, topçu, hava savunma, kara havacılık, muhabere, ikmal, bakım, personel, maliye, mühendislik ve öğretmenlik gibi çeşitli sınıf ve branşlarda aday temin edilecek. Deniz Kuvvetleri Komutanlığında insansız hava aracı, mühendislik, ikmal, öğretmenlik ve uçak bakım ihtisasına yönelik kadrolar bulunurken, Hava Kuvvetleri Komutanlığında uçak bakım, kontrol ihbar, mühendislik, personel, maliye ve öğretmenlik alanlarında alımlar gerçekleştirilecek. Adayların hangi branşlara başvurabileceği, mezun oldukları bölüm ve kılavuzda yer alan kaynak okul programlarına göre belirlenecek. Kontenjanlar da kuvvet komutanlıklarına ait tablolarda ayrı ayrı gösteriliyor.   Adaylar Fiziki Yeterlilik Sınavına Girecek   Ön başvuruları kabul edilen adaylar, KPSS puanları ve kontenjanlar doğrultusunda seçim aşamalarına çağrılacak. İkinci seçim aşamaları Ankara'nın Mamak ilçesinde bulunan MEBS Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığında gerçekleştirilecek. Adaylar, evrak kontrolü ve fiziki değerlendirmenin ardından kişilik değerlendirme testi, fiziki yeterlilik testi ve mülakat gibi aşamalara katılacak. Fiziki yeterlilik değerlendirmesinde genel olarak şınav, mekik ve 400 metre koşu testleri uygulanacak. Beden eğitimi öğretmenliği adayları için farklı test ve değerlendirme kriterleri geçerli olacak. Bazı özel branşlarda İngilizce seviye tespit sınavı, psikomotor testleri ve Türkçe-İngilizce okuma testleri de yapılacak. Seçim aşamalarını başarıyla tamamlayan adaylar, sağlık kurulu raporu ve güvenlik soruşturması süreçlerinden geçirilecek.   Başarılı Adaylar Teğmen Olarak Göreve Başlayacak   Tüm seçim aşamalarını başarıyla tamamlayarak kontenjana giren adaylar, Subay Temel Askerlik ve Subaylık Anlayışı Kazandırma (SUTASAK) Eğitimine alınacak. Askerî eğitimi başarıyla bitirenler, teğmen rütbesiyle ilgili sınıf eğitimlerine gönderilecek. Branş eğitimlerini de başarıyla tamamlayan adaylar, uygun kadrolara atanarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapmaya başlayacak.   Başvuru Yapacaklara Önemli Uyarı   MSB, adayların başvuru işlemlerini son güne bırakmamalarını ve tercihlerini dikkatle kontrol etmelerini istedi. Kılavuza göre başvuru süresi sona erdikten sonra tercih değişikliği yapılamayacak. Sınav ve seçim aşamalarına ilişkin duyurular ise Bakanlığın personel temin internet adresinden yayımlanacak. Adaylara ayrıca posta yoluyla tebligat yapılmayacak. İnternet sitesinde yayımlanan duyurular resmî tebligat niteliğinde olacak.  

12.10.2026 76
ÇEVRE

Anadolu’nun Taşlara Kazınan Hafızası Kayıt Altına Alınıyor

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen çalışma kapsamında, Türk-İslam medeniyetinin izlerini taşıyan yaklaşık 7 bin mezar taşı ve kitabe belgelendi. 2025 yılında 4 ilde başlatılan saha çalışmaları 2026'da 18 ile genişletilirken, tarihi eserlerin dijital ortamda kayıt altına alınarak gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.   Kültür ve Turizm Bakanlığı, Anadolu'nun yüzyıllara uzanan tarihî ve kültürel mirasını korumak amacıyla mezar taşları ve kitabeleri kayıt altına alıyor. 2024 yılında hayata geçirilen "Türk-İslam Dönemi Mezar Taşları ve Kitabeleri Ulusal Envanter Projesi" kapsamında, geçmiş dönemlerin sosyal yaşamına, sanat anlayışına ve kültürel özelliklerine ışık tutan eserler bilimsel yöntemlerle belgeleniyor. Projenin ilk saha çalışmaları 2025 yılında Tokat, Denizli, İstanbul ve Diyarbakır'da gerçekleştirilirken, 2026 yılında çalışma kapsamındaki il sayısı 18'e yükseldi.   Yaklaşık 7 Bin Tarihî Eser Belgelendi   Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, projenin ulaştığı aşamaya ilişkin bilgiler paylaştı. Türk-İslam medeniyetinin asırlık izlerini taşıyan mezar taşları ve kitabelerin ülke genelinde kayıt altına alındığını belirten Ersoy, "2024 yılında hayata geçirdiğimiz Türk-İslam Dönemi Mezar Taşları ve Kitabeleri Ulusal Envanter Projesi kapsamında; 2025'te Tokat, Denizli, İstanbul ve Diyarbakır'da başlattığımız saha çalışmalarını bu yıl 18 ile taşıdık. Bugüne kadar yaklaşık 7 bin eserin belgeleme işlemlerini gerçekleştirdik" ifadelerini kullandı.   İlk Yıl 859 Mezar Taşı Kayıt Altına Alındı   Projenin 2025 yılındaki ilk saha uygulamalarında dört ilde önemli sayıda tarihî eser tespit edildi. Denizli'nin Acıpayam ilçesindeki Alaattin Mahallesi Mezarlık Alanı'nda 243 şahide, İstanbul'daki Şeyh Mustafa Devâtî Haziresi'nde 504, Tokat'taki Mahmutpaşa Camii Haziresi'nde 13 ve Diyarbakır'daki Fatih Paşa Camisi Haziresi'nde 99 mezar taşı belgelendi. Böylece ilk uygulama yılında toplam 859 eser kayıt altına alınırken, 2026 yılında genişletilen çalışmalarla belgelenen eser sayısı yaklaşık 7 bine ulaştı. Saha araştırmalarının yıl sonuna kadar devam etmesi planlanıyor.   Her Mezar Taşı Geçmişten Bir İz Taşıyor   Mezar taşları ve kitabelerin yalnızca hayatını kaybeden kişilerin isimlerini ve ölüm tarihlerini göstermediğini belirten uzmanlar, bu eserlerin ait oldukları dönemlerin toplumsal yapısını anlamada önemli tarihî kaynaklar olduğunu ifade ediyor. Taşlar üzerindeki yazılar, süslemeler, kullanılan semboller ve işçilik özellikleri; dönemin sanat anlayışı, kültürel birikimi ve sosyal yaşamına ilişkin bilgiler sunuyor. Bakan Ersoy da mezar taşlarının tarihî belge niteliği taşıdığına dikkat çekerek, "Her bir mezar taşı, her bir kitabe; bir ismin ötesinde yaşadığı dönemin dili, sanatı, inancı, estetik anlayışı ve toplumsal hayatından izler taşıyan tarihî bir belge niteliğinde" değerlendirmesinde bulundu.   Tarihî Eserler Dijital Ortama Taşınıyor   Projenin en önemli hedeflerinden birini, Türkiye'nin farklı bölgelerinde bulunan Türk-İslam dönemine ait mezar taşları ve kitabelerin ortak bir dijital veri tabanında bir araya getirilmesi oluşturuyor. Çalışmalar kapsamında belgelenen eserlerin dönemleri, bulundukları bölgeler, yapımında kullanılan malzemeler, yazı türleri, sanat üslupları ve kitabe özellikleri bilimsel açıdan değerlendirilebilecek. Oluşturulacak ulusal envanter sayesinde araştırmacıların tarihî eserler üzerinde karşılaştırmalı çalışmalar yapabilmesi ve farklı bölgelerin kültürel özelliklerini inceleyebilmesi amaçlanıyor.   Kaybolma Riski Taşıyan Kültürel Miras Korunacak   Yüzyıllardır açık alanlarda bulunan mezar taşları ve kitabeler, doğal aşınma, çevresel etkiler ve insan kaynaklı tahribat nedeniyle zaman içerisinde zarar görebiliyor. Eserlerin dijital ortamda belgelenmesi, üzerlerindeki yazı ve süslemelerin mevcut durumlarının kayıt altına alınması açısından da önem taşıyor. Projenin ülke geneline yayılmasıyla birlikte özellikle eski mezarlıklarda, cami hazirelerinde ve tarihî yerleşim alanlarında bulunan eserlerin bilimsel envanterinin oluşturulması hedefleniyor.   Hedef Türkiye Genelinde Kapsamlı Bir Envanter   Kültür ve Turizm Bakanlığı, çalışmaların ilerleyen yıllarda Türkiye'nin tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesini planlıyor. Bakan Ersoy, projenin uzun vadeli hedefini açıklayarak, "Hedefimiz, ülkemizin dört bir yanındaki bu eşsiz mirası ortak bir dijital veri tabanında buluşturmak ve zaman içerisinde kapsamlı bir bilimsel külliyata dönüştürmek. Anadolu'nun taş üzerindeki hafızasını bilimsel yöntemlerle kayıt altına alıyor, koruyor ve gelecek kuşaklara aktarıyoruz" ifadelerini kullandı. Projenin tamamlanmasıyla Türk-İslam döneminden günümüze ulaşan mezar taşları ve kitabelere ilişkin ülke çapında önemli bir bilimsel arşiv oluşturulması amaçlanıyor.  

12.10.2026 68
ÇEVRE

Pastırma Sıcakları Geri Dönüyor: Türkiye'de Hava Yeniden Değişiyor

Türkiye genelinde etkili olan serin ve yağışlı havanın ardından sıcaklıklar yeniden yükselişe geçiyor. Hafta sonunda bazı illerde termometrelerin 33 dereceye kadar çıkması beklenirken, Malatya'da da gündüz sıcaklıklarının 23 dereceye ulaşacağı tahmin ediliyor. Ancak sıcak hava uzun sürmeyecek. 12 Ekim Pazartesi gününden itibaren batı bölgelerinden başlayarak hava sıcaklıklarının yeniden düşmesi bekleniyor.   Ekim ayıyla birlikte etkisini hissettiren sonbahar havası, hafta sonunda yerini daha ılık günlere bırakıyor. Meteorolojik tahminlere göre Türkiye'nin özellikle batı, kuzey ve iç kesimlerinde sıcaklıklar yükselirken, bazı bölgelerde yaz aylarını aratmayan hava koşulları görülecek. Halk arasında “pastırma yazı” olarak bilinen kısa süreli sıcak hava dönemini hatırlatan gelişmeyle birlikte, birçok ilde yağışların yerini açık ve az bulutlu havaya bırakması bekleniyor.   Malatya'da Termometreler 23 Dereceyi Gösterecek   Meteoroloji Genel Müdürlüğünün Malatya için yayımladığı 10 Ekim Cumartesi gününe ilişkin saatlik tahminlerde, sabah saatlerinde 11 dereceye kadar düşen sıcaklığın öğleden sonra 23 dereceye ulaşacağı öngörülüyor. Kentte saat 18.00 sıralarında sıcaklığın 19 dereceye, gece saatlerinde ise 13 dereceye kadar gerilemesi bekleniyor. Gündüz ve gece sıcaklıkları arasındaki farkın belirgin olması nedeniyle özellikle sabah erken saatlerde ve akşam saatlerinde serin havanın hissedilmesi öngörülüyor.   Bazı İllerde Sıcaklık 33 Dereceye Çıkacak   Hafta sonundaki sıcaklık artışının en fazla hissedileceği bölgeler arasında Akdeniz, Ege, Marmara ve İç Anadolu bulunuyor. Antalya ve Adana'da sıcaklıkların 33 dereceye kadar yükselmesi beklenirken, Hatay'da 30, İzmir ve Bursa'da 28, Ankara ve Konya'da ise 25 derece civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde de ılık hava etkisini gösterecek. Şanlıurfa'da 29, Diyarbakır'da 27 ve Gaziantep'te 26 dereceye ulaşan sıcaklıklar bekleniyor.   Pazartesi Günü Hava Yeniden Değişecek   Hafta sonu beklenen sıcaklık artışının kalıcı olmayacağı değerlendiriliyor. 12 Ekim Pazartesi gününden itibaren Türkiye'nin batı kesimlerinden başlayarak sıcaklıkların yeniden düşmesi ve yağışlı hava sisteminin etkisini artırması bekleniyor. Doğu Karadeniz'in doğusu ile Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunda ise hafta sonunda yerel gök gürültülü sağanak yağışların görülebileceği tahmin ediliyor.   Pastırma Yazı Ne Zaman Yaşanıyor?   Genellikle sonbaharın son dönemlerinde görülen pastırma yazı, serin ve yağışlı günlerin ardından kısa süreli sıcak ve sakin hava koşullarının yaşanması olarak biliniyor. Türkiye'de çoğunlukla ekim ayının son günleri ile kasım ayının ilk yarısında görülen bu hava olayı her yıl aynı tarihlerde gerçekleşmiyor. Meteorolojik koşullara bağlı olarak değişiklik gösteren sıcaklık artışları, birkaç gün içerisinde yerini yeniden mevsim normallerine uygun hava koşullarına bırakabiliyor. Hafta sonu beklenen ılık havaya rağmen, özellikle Malatya ve çevresinde gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının devam edeceği öngörülüyor.  

10.10.2026 94
SAĞLIK

Alzheimer Hastalığına İlişkin Uzmanından Önemli Değerlendirmeler

Malatya Turgut Özal Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniğinde görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Deniz, Alzheimer hastalığının belirtileri, risk faktörleri ve tedavi seçeneklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

22.09.2026 368