Medya Malatya
Medya Malatya

“Tipi” için sonuçlar

Başlık, özet ve etiketlerde arandı.

18 sonuç
SAĞLIK

Kalp damarlarınızın yaşlandığını gösteren 5 kritik belirti

Kalp ve damar hastalıkları yalnızca ileri yaşlarda değil, genç yaşlarda da ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Kontrolsüz tansiyon, yüksek kolesterol, sigara ve hareketsiz yaşamın damarların biyolojik yaşını artırabildiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Ekmekçi, özellikle efor sırasında nefes darlığı, göğüs sıkışması ve ani halsizlik gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.   Kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde kişinin yaşı kadar yaşam tarzı ve risk faktörleri de belirleyici oluyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Ekmekçi, damar sertliğinin yıllar içerisinde oluşan hasarın sonucu olduğunu belirterek, genç yaşlarda da kalp krizi riskinin ortaya çıkabileceği konusunda uyardı.   35 yaşındaki kişinin damarları 60 yaşında olabilir Kalbin biyolojik yaşının kimlikte yazan yaştan farklı olabileceğini belirten Prof. Dr. Ekmekçi, damarların zaman içerisinde maruz kaldığı hasarın kalp sağlığını doğrudan etkilediğini ifade etti. Damar sertliğinin bir anda ortaya çıkmadığını kaydeden Ekmekçi, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyon, LDL kolesterol, insülin direnci ve sigara kullanımının damarların erken yaşlanmasına neden olabileceğini belirtti. Ekmekçi, bu risk faktörlerine uzun süre maruz kalan 35 yaşındaki bir kişinin damar sertliğinin, 60 yaşındaki bir kişinin seviyesine ulaşabileceğine dikkat çekti.   Kalp damarları daralırken ortaya çıkan 5 belirti Kalp krizinin her zaman şiddetli göğüs ağrısıyla başlamadığını vurgulayan Ekmekçi, damar daralmasının bazı erken belirtilerle kendisini gösterebileceğini söyledi. Dikkat edilmesi gereken 5 belirtiyi sıralayan Ekmekçi, şu bilgileri paylaştı: Daha önce rahatlıkla çıkılan merdivenlerde nefes darlığı yaşanması veya efor sırasında göğüste sıkışma hissedilmesi. Çeneye, boyna, sol kola veya mide bölgesine yayılan, dinlenmeyle hafifleyen baskı hissi. Aniden ortaya çıkan ve açıklanamayan aşırı halsizlik. Belirgin bir neden olmadan gelişen soğuk terleme. Özellikle diyabet hastalarında göğüs ağrısı olmadan nefes darlığı veya bulantıyla kendisini gösterebilen kalp krizi belirtileri. Bu şikâyetlerin farklı sağlık sorunlarından da kaynaklanabileceğini belirten Ekmekçi, özellikle yeni başlayan veya tekrarlayan belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.   Yüksek tansiyon ve hareketsizlik kalbi yoruyor Yüksek tansiyonun kalbin iş yükünü artırdığını belirten Ekmekçi, uzun süre kontrol altında tutulmayan tansiyonun kalp kasında kalınlaşmaya ve zamanla kalp yetmezliğine neden olabileceğini ifade etti. Hareketsiz yaşamın da damar sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çeken Ekmekçi, düzenli fiziksel aktivitenin önemini vurguladı. Günlük 7-8 bin adım atmanın veya haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş yapmanın kalp ve damar sağlığının korunmasına önemli katkı sağlayabileceğini belirtti.   Elektronik sigara ve enerji içeceklerine dikkat Genç yaşlarda görülen kalp hastalıklarına da değinen Ekmekçi, işlenmiş gıda tüketimi, hareketsizlik, genetik yatkınlık ve nikotin kullanımının önemli risk faktörleri arasında bulunduğunu söyledi. Özellikle elektronik sigara kullanımının damar sağlığı açısından tehlike oluşturduğunu belirten Ekmekçi, enerji içeceklerinin de kalp ritmi ve kan basıncı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini kaydetti. Enerji içeceklerinde bulunan yüksek miktardaki kafein ve diğer uyarıcı maddelerin kalp hızını artırabileceğini ifade eden Ekmekçi, özellikle ritim bozukluğu bulunan kişilerde ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.   Kronik stres kalp krizi riskini artırabiliyor Uzun süreli stresin yalnızca psikolojik değil, fiziksel sonuçlarının da bulunduğunu belirten Ekmekçi, stres hormonlarının kalp hızını ve tansiyonu artırabildiğini söyledi. Kronik stresin damarların iç yüzeyini olumsuz etkileyebileceğini ve pıhtılaşma eğilimini artırabileceğini ifade eden Ekmekçi, yoğun üzüntü veya travma sonrasında ortaya çıkabilen, halk arasında “kırık kalp sendromu” olarak bilinen Takotsubo kardiyomiyopatisine de dikkat çekti.   Şikâyet olmasa da kalp kontrolleri ihmal edilmemeli Damar sertliğinin uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Ekmekçi, kişilerin tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerini takip etmesinin önemini vurguladı. Risk durumuna göre açlık kan şekeri, HbA1c ve lipit profili gibi testlerin yapılabileceğini belirten Ekmekçi, genetik risklerin değerlendirilmesinde Lipoprotein(a) ve gerekli görülen hastalarda ApoB ölçümlerinden de yararlanılabileceğini ifade etti. Ailesinde erken yaşta kalp hastalığı bulunan kişilerde ise hekim değerlendirmesi doğrultusunda ileri tetkiklere ihtiyaç duyulabileceğini kaydetti.   Kalp hastalarının yaptığı iki büyük hata Kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde yapılan hatalara da değinen Ekmekçi, tansiyon veya kolesterol değerleri normale döndüğünde ilaçların doktor önerisi olmadan bırakılmasının ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Bir diğer önemli hatanın ise göğüs baskısı, nefes darlığı ve kola yayılan ağrı gibi belirtilerin geçmesini beklemek olduğunu belirten Ekmekçi, kalp krizinde erken müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı. Ekmekçi, kalp krizi şüphesi durumunda zaman kaybedilmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini ifade etti.   Kalp sağlığını korumak genç yaşta başlıyor Kalp ve damar hastalıklarından korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıklarının belirleyici olduğunu kaydeden Ekmekçi, Akdeniz tipi beslenme, düzenli egzersiz, kaliteli uyku ve sigaradan uzak durmanın önemine dikkat çekti. Tansiyon, kan şekeri, LDL kolesterol ve bel çevresi gibi sağlık göstergelerinin bilinmesi gerektiğini belirten Ekmekçi, damar tıkanıklığının çoğu zaman yıllar içerisinde geliştiğini ifade etti. Ekmekçi, modern kardiyolojide temel hedefin yalnızca tıkanan damarları tedavi etmek değil, risk faktörlerini erken dönemde kontrol altına alarak damar tıkanıklığını önlemek olduğunu vurguladı.

6 gün önce 47
SAĞLIK

Beyin Sisine Karşı 6 Etkili Önlem

Son yıllarda giderek daha fazla gündeme gelen ve unutkanlık, dikkat dağınıklığı, odaklanma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösteren “beyin sisi”, günlük yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, özellikle sonbahar aylarında artabilen şikayetlere karşı alınabilecek 6 etkili önlemi sıraladı.   Yoğun iş temposu, stres, düzensiz uyku ve hareketsiz yaşam tarzı, zihinsel performansı olumsuz etkileyebiliyor. Son yıllarda özellikle Covid-19 gibi enfeksiyonların ardından daha fazla gündeme gelen beyin sisi, düşünceleri toparlamada güçlük, dikkat eksikliği, unutkanlık ve yeni bilgileri işlemekte zorlanma gibi şikayetlerle ortaya çıkabiliyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, beyin sisinin tek başına bir hastalık olmadığını, farklı nedenlere bağlı gelişebilen belirtiler bütünü olduğunu belirtti. Hastaların sıklıkla kelime bulmakta zorlanma, okuduklarını anlamak için aynı metni tekrar tekrar okuma ve günlük işlerini eskisine göre daha yavaş yapma gibi yakınmalarla başvurduğunu ifade eden Tavşanlı, yaşam alışkanlıklarında yapılacak bazı değişikliklerin şikayetlerin azaltılmasına yardımcı olabileceğini söyledi.   Sonbaharda Şikayetler Artabiliyor Günlerin kısalması, gün ışığından daha az yararlanılması, fiziksel aktivitenin azalması ve uyku düzenindeki değişiklikler, sonbahar aylarında beyin sisi şikayetlerini artırabiliyor. Doç. Dr. Tavşanlı, zihinsel performansı korumak ve beyin sisi belirtilerini azaltmak için günlük yaşamda uygulanabilecek 6 önemli öneride bulundu.   1. Uyku Düzeninizi Koruyun Uyku süresi ve uyku ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini belirten Tavşanlı, düzenli uyku saatlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Horlama, uykuda nefes durması ve gün içerisinde aşırı uyku hali gibi belirtilerin ise uyku bozukluklarına işaret edebileceğini belirterek, bu tür şikayetlerde uzman değerlendirmesinin önemine dikkat çekti.   2. Sağlıklı ve Dengeli Beslenin Beyin sağlığının korunmasında Akdeniz tipi beslenmenin önemli olduğunu ifade eden Tavşanlı, sebze, meyve, tam tahıllar, balık, kuruyemiş ve zeytinyağı gibi besinlerin tüketilmesini önerdi. Aşırı şeker tüketimi ve düzensiz öğünlerin ise beyin sağlığını olumsuz etkileyebileceğini kaydetti.   3. Haftada En Az 150 Dakika Hareket Edin Düzenli fiziksel aktivitenin yalnızca kalp ve kas sağlığı açısından değil, beyin fonksiyonlarının korunması bakımından da önemli olduğunu belirten Tavşanlı, haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılmasını önerdi. Tempolu yürüyüş gibi günlük hayata kolaylıkla dahil edilebilecek aktivitelerin zihinsel sağlığa katkı sağlayabileceğini söyledi.   4. Stresle Başa Çıkmayı Öğrenin Uzun süreli stresin bilişsel işlevleri olumsuz etkileyebileceğini ifade eden Tavşanlı, hobi edinmenin, çalışma sırasında kısa molalar vermenin ve nefes egzersizleri yapmanın stres yönetiminde faydalı olabileceğini belirtti. Kişinin kendisini sürekli tükenmiş hissetmesi ve uyguladığı yöntemlerden sonuç alamaması durumunda ise profesyonel destek alması gerektiğini vurguladı.   5. Gün Işığından Daha Fazla Yararlanın Doğal gün ışığının biyolojik saatin düzenlenmesinde önemli rol oynadığını belirten Tavşanlı, özellikle sonbahar ve kış aylarında sabah saatlerinde açık havada zaman geçirilmesini önerdi. Gün içerisinde uzun süre kapalı ortamlarda kalmamanın uyku ve uyanıklık döngüsünün korunmasına yardımcı olabileceğini ifade etti. 6. Zihninizi Aktif Tutun Kitap okumak, yeni bir dil öğrenmek, farklı hobiler edinmek ve yeni beceriler kazanmak gibi faaliyetlerin bilişsel işlevleri desteklediğini belirten Tavşanlı, sosyal ilişkilerin sürdürülmesinin de zihinsel ve duygusal sağlık açısından önemli olduğunu söyledi. Bu tür aktivitelerin beynin sağlıklı yaşlanma sürecine de olumlu katkılar sağlayabileceğini kaydetti.   Beyin Sisi Başka Hastalıkların Belirtisi Olabilir   Beyin sisi şikayetlerinin her zaman stres veya yoğun yaşam temposundan kaynaklanmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Mustafa Emir Tavşanlı, bazı sağlık sorunlarının da benzer belirtilerle ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. Tavşanlı, “Örneğin; kansızlık, tiroit hastalıkları, vitamin eksiklikleri, depresyon, uyku bozuklukları ve bazı ilaçların yan etkileri de benzer belirtilere neden olabilir. Bu sebeple beyin sisi yakınmaları ile başvuran hastalarda bu tabloların da araştırılması önemlidir” dedi.   Uzmanlar, özellikle uzun süre devam eden, giderek artan veya günlük yaşamı olumsuz etkileyen unutkanlık ve dikkat sorunlarında tıbbi değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekiyor.

22.10.2026 98
SAĞLIK

Lenfomayı İşaret Eden 11 Önemli Belirti!

Boyun, koltuk altı veya kasıkta küçülmeyen lenf bezi şişlikleri, açıklanamayan ateş, gece terlemeleri ve kilo kaybı lenfomanın habercisi olabilir. Her yaşta görülebilen lenfoma, 70’ten fazla alt tipiyle farklı seyir gösterebiliyor. Erken değerlendirme ve doğru tanı, hastalığın tipine uygun tedavinin planlanmasında büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, “15 Eylül Dünya Lenfoma Farkındalık Günü” kapsamında lenfomayı işaret edebilen belirtiler ve güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

15.09.2026 162